• Haberler
  • Kültür
  • Gastronomide tüm değer bizde, yeter ki biz sahip çıkalım

Gastronomide tüm değer bizde, yeter ki biz sahip çıkalım

Liberty Fabay, bu yıl ilk kez düzenlediği Fabay Gastro Fest ile misafirlerine benzersiz bir gastronomi şöleni yaşattı. Akdeniz'in doğal ürünleri, yörük mutfağının izleri ve Fethiye'nin tarihsel zenginliği Şef Mehmet Yalçınkaya'nın değerlendirmeleriyle Fabay Gastro Fest'te yeniden hayat buldu.

www.gercekfethiye.com muhabiri Sıddıka Polat'ın yaptığı habere göre Festival boyunca stantları tek tek gezen Şef Mehmet Yalçınkaya, Fethiye’nin yerel ürünlerini, pişirme ritüellerini ve bölgenin gastronomik potansiyelini FRT mikrofonlarına anlattı.

Gastronomide tüm değer bizde, yeter ki biz sahip çıkalım

Fethiye’nin seçkin resort otellerinden Liberty Fabay, bölgenin gastronomik mirasını gün yüzüne çıkaran Fabay Gastro Fest ile misafirlerine unutulmaz bir gün yaşattı. Akdeniz’in bereketli mutfağı, yörük kültürü, tıbbi aromatik bitkiler ve yöresel üreticilerin katkılarıyla hazırlanan festival, tatil atmosferi ile birleşince keyif dolu bir deneyim ortaya çıktı. Festivalin en dikkat çeken konuğu ise Türkiye’nin önde gelen şeflerinden Mehmet Yalçınkaya oldu.

Gastronomide tüm değer bizde, yeter ki biz sahip çıkalım

“Gastronomi artık işletmelerde birincil kriter haline geldi”

Sahneye alkışlarla çıkan Şef Yalçınkaya, hem otelin gastronomi vizyonuna övgüde bulundu hem de Fethiye’nin lezzet zenginliğine dikkat çekti. Yalçınkaya, “Burası gerçekten muhteşem bir otel. Az önce öğrendik, 16 havuzu var. Gastronomisi çok güçlü; farklı konseptte restoranları var. Bir otelin bu kadar kapsamlı bir gastronomi festivali yapıyor olması bizi çok memnun etti” dedi. Gastronominin artık dünyada turizm sektöründe büyük bir karşılığı olduğunu vurgulayan Yalçınkaya, otellerin misafir beklentilerini karşılarken yerel ürünlerden uzaklaşmaması gerektiğini söyledi.

Şef Mehmet Yalçınkaya, “Artık hiçbirimiz yabancı bir ülkeye gidince kendi yemeğimizi aramıyoruz. Yerelin lezzetini tatmak istiyoruz. Ben bugün bir otele danışmanlık versem ilk işim, bölgenin ürünleriyle çalışan iki yerel restoran kurmak olur. Yöresel mutfağımız inanılmaz güçlü; içli köfteden künefeye, yayla çorbasına kadar her yemeğimiz dünyada karşılığı olmayan tekniklerle yapılıyor” diye konuştu.

Gastronomide tüm değer bizde, yeter ki biz sahip çıkalım

“Bu ritüeller Avrupa’da olsa tur düzenlenir”

Açılışın ardından festival alanına geçen Yalçınkaya, kurulan stantlarda yerel otlar, kuzu göbeği mantarı, pekmez, yöresel pişirme teknikleri ve özel sunumlarla hazırlanan lezzetleri tek tek inceledi. Özellikle kar şerbeti ilgi odağı oldu. Şef, hazırlığı izlerken bu geleneğin değerine dikkat çekti ve “Bakın, bu bir teknik. Bizde sıradan görünen bu işlemler Avrupa'da bir ülkede olsa bunun için tur düzenlenir. Hem ritüel hem kültür. Keşkek bunlardan biri mesela. Düğünlerde, asker uğurlamalarında, mevlitlerde yapılan bir yemek. Bunların hepsi birer gastronomik miras” ifadelerini kullandı.

Yalçınkaya, bölgedeki otların kullanım şekline de hayran kaldığını belirterek, “Burada kullanılan aromalar çok kuvvetli. Pişirme teknikleri ürünün tadını kaybettirmiyor. Bu bilinç beni çok mutlu etti” şeklinde konuştu.

Gastronomide tüm değer bizde, yeter ki biz sahip çıkalım

FRT’ye özel açıklamalar: “Dünya sahnesine çıkacaksak hikayelerimizi pazarlamalıyız”

FRT mikrofonlarının yönelttiği sorulara samimi ve güçlü değerlendirmeler yapan Yalçınkaya, Türk mutfağının dünya gastronomisi içerisindeki yerini “teknik + hikaye” formülüyle anlatarak, “Teknik olmadan yemek yapılmaz, bu doğru. Ama bizi dünyada bir adım öne çıkaracak olan şey hikayelerimiz. Yörük kültürü, göç yolu mutfağı, ritüellerimiz. Dünyada herkes çorba yapar, herkes hamur açar ama bizim yayla çorbasının terbiyesinin bile dünyanın hiçbir yerinde benzeri yok. Sıcak et suyuna pirinç atıp üzerine insanların kahvaltıda yediği yoğurdu sıcak halde sunmak. Bu mucizedir” şeklinde konuştu.

Kendi kurduğu Göç Yolu Mutfağı konseptinden örnekler veren usta şef, yıllarca küçümsenen geleneksel tekniklerin bugün büyük ilgi gördüğünü söyledi.

Gastronomide tüm değer bizde, yeter ki biz sahip çıkalım

“Fethiye bir tabak olsaydı mitolojik bir tat olurdu”

Fethiye’nin gastronomik kimliğine dair soruya ise çarpıcı bir yanıt veren Şef Mehmet Yalçınkaya, “Fethiye bir tabak olsaydı kesinlikle mitolojik bir tabak olurdu. Tarih var, kültür var, yörük mutfağı var, tıbbi aromatik bitkiler var. Bu coğrafya bir hikayenin üzerine kurulu” dedi. Bölgede yüzlerce yıllık tarım geleneklerinin yaşatıldığını vurgulayan Yalçınkaya, özellikle kuzu göbeği mantarı, yerel pekmezler ve bölgeye özgü otların gastronomi turizminde büyük fırsat olduğunu söyledi.

 

Bakmadan Geçme

WhatsApp İhbar Hattı
0 530 898 92 56
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!
Dost Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!