Sepet Örücülüğü Ayakta Kalmaya Çalışıyor

Muğla'nın Fethiye ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki Alaattin Keçgin, yaklaşık 40 yılı aşkın süredir sürdürdüğü sepet örücülüğü ile geleneksel el sanatlarını yaşatmaya devam ediyor. Söğüt ağacını işleyerek ürettiği el emeği ürünlerle dikkat çeken Keçgin, mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Fethiye’de atölyesinde üretim yapan Keçgin, sepet örücülüğünün hem zahmetli hem de sabır isteyen bir meslek olduğunu belirtti.

Sepet Örücülüğü Ayakta Kalmaya Çalışıyor

“40 yıldır söğüt ağacıyla üretim yapıyorum”
Sepet örücülüğüne uzun yıllar önce başladığını ifade eden Keçgin, “Sepet ve örgü işleri yapıyorum. 40-45 seneden beri bu işi yapıyorum. Söğüt ağacı kullanılıyor. Buğday şeklinde, tane şeklinde ekiliyor, büyüyor. Kesiliyor, kabuğu soyuluyor, kurutuluyor. Bunu kesip satanlar da var. Ben de bazen kendim kesip yapıyorum. Yani söğüt ağacı kullanıyoruz. Örgüyü söğüt ağacı kolaylaştırıyor” dedi.

Söğüt ağacının esnek yapısı sayesinde üretimi kolaylaştırdığını belirten Keçgin, farklı alanlarda kullanılabilen birçok ürün yaptığını kaydetti.

Sepet Örücülüğü Ayakta Kalmaya Çalışıyor

Avizeden dolaba kadar geniş ürün yelpazesi
Keçgin, “Söğütten her şeyi yapıyorum. Avize, kütüphane, sandık, raf, dolap, piknik sepeti, ekmeklik, meyvelik, sebzelik…” ifadelerini kullanarak ürün çeşitliliğine dikkat çekti.

Mesleğin yeni nesil tarafından ilgi görmediğini dile getiren Keçgin, “40 yıllık ustayım ve maalesef gençlerde pek merak uyandıran bir meslek değil. Çok fazla usta yok, bu işi yapan pek kalmadı. Yaşım 67, Fethiye’de neredeyse tekim diyebilirim” diye konuştu.

Sepet Örücülüğü Ayakta Kalmaya Çalışıyor

12 bin yıllık geçmişe sahip zanaat
Sepet örücülüğü, insanlık tarihinin en eski el sanatları arasında yer alıyor. Uzmanlara göre bu zanaat, insan yapımı ilk tekstil yüzeyi oluşturma tekniklerinden biri olarak kabul ediliyor. Liflerin parmaklarla işlenmesiyle ortaya çıkan bu yöntem, parmak dokumacılığının da temelini oluşturuyor.

Arkeolojik bulgular, sepet örücülüğünün 10 bin ila 12 bin yıl öncesine kadar uzandığını gösteriyor. Bilinen en eski sepet örneklerinin Yukarı Mısır’daki Faiyum yerleşiminde bulunduğu belirtiliyor. Dayanıksız malzemelerden üretildiği için günümüze ulaşamayan sepetlerin izleri ise çoğunlukla kilden yapılmış kapların üzerindeki dokuma izlerinden tespit ediliyor.

Dünyanın birçok bölgesinde farklı teknik ve malzemelerle sürdürülen sepet örücülüğü, kültürel mirasın önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.

Geleneksel el sanatları yok olma riskiyle karşı karşıya
Fethiye’de sepet örücülüğünü sürdüren nadir ustalardan biri olan Keçgin, mesleğin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirterek, gençlerin geleneksel el sanatlarına yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Uzmanlar da kültürel mirasın korunması ve geleneksel el sanatlarının yaşatılması için yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların destekleyici projeler geliştirmesi gerektiğini vurguluyor.

Bakmadan Geçme

WhatsApp İhbar Hattı
0 530 898 92 56
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!
Dost Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!